Bizzat yaşamış olduğum iki ayrı olay üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim.

İlkinden başlayalım…

Kuzenimi ziyarete gittiğimde orada uzak akraba olan bir abi ile tanıştım. Muhabbet ederken konu okuduğum bölüm ve iş üzerine geldi. Neyle meşgulsun, ne iş yapıyorsun? dedi. O sıralar henüz bilgisayar mühendisliği öğrencisiydim. Bilgisayar mühendisliğinde okuyorum, dedim. Mobil oyun falan yazıyor musun? dedi. Hayır, dedim. Oyun üzerine yoğunlaşmadığımı söyledim. Yöneldiğim bir alan değildi. Ben Elektrik-Elektronik mühendisiyim, filan şirkette çalışıyorum, dedi. Evli, çoluk çocuğa karışmış, düzenli sabit bir işi olan ortalama bir profil gibi. Ama bu kadar değil. Sonra devam etti, benim mağazada -yanılmıyorsam- 30 küsür oyunum var, demez mi! Ben şok tabi. Oyunu hem kendisi tasarlıyor hem de kodluyor. Oyunun hedef kitlesinden ve hedef kitlesine göre de oyunlardaki reklam olaylarından bahsetti. Tabi ona göre de reklam gelirleri, aylık oyunların indirilme istatistikleri, reklam tıklanmaları ve reklamlardan gelen bütçe vs. Ki gayet ciddi bir geliri var. Hedef kitleni iyi tanırsan, ona paralel olarak gelir modelin de tıkır tıkır çalışıyor.

Okumaya devam et…