Bizzat yaşamış olduğum iki ayrı olay üzerine bu yazıyı yazmaya karar verdim.

İlkinden başlayalım…

Kuzenimi ziyarete gittiğimde orada uzak akraba olan bir abi ile tanıştım. Muhabbet ederken konu okuduğum bölüm ve iş üzerine geldi. Neyle meşgulsun, ne iş yapıyorsun? dedi. O sıralar henüz bilgisayar mühendisliği öğrencisiydim. Bilgisayar mühendisliğinde okuyorum, dedim. Mobil oyun falan yazıyor musun? dedi. Hayır, dedim. Oyun üzerine yoğunlaşmadığımı söyledim. Yöneldiğim bir alan değildi. Ben Elektrik-Elektronik mühendisiyim, filan şirkette çalışıyorum, dedi. Evli, çoluk çocuğa karışmış, düzenli sabit bir işi olan ortalama bir profil gibi. Ama bu kadar değil. Sonra devam etti, benim mağazada -yanılmıyorsam- 30 küsür oyunum var, demez mi! Ben şok tabi. Oyunu hem kendisi tasarlıyor hem de kodluyor. Oyunun hedef kitlesinden ve hedef kitlesine göre de oyunlardaki reklam olaylarından bahsetti. Tabi ona göre de reklam gelirleri, aylık oyunların indirilme istatistikleri, reklam tıklanmaları ve reklamlardan gelen bütçe vs. Ki gayet ciddi bir geliri var. Hedef kitleni iyi tanırsan, ona paralel olarak gelir modelin de tıkır tıkır çalışıyor.

Düzenli sabit bir işi olan, evli, mutlu, çocuklu ortalama bir profil için, bu anlattığım durum elbette insanı şaşırtıyor. Çünkü evlenmiş, çoluk çucuğa karışmış kişilerden pek beklenen bir durum değil. Eviydi, işiydi, gücüydü, çocuktu, borçtu vs derken, bir çok kişi için durum bu kısır döngüden ibaret.

O an kendimden utandım desem yalan olmaz. Gerçi herkes mobil oyuna yönelecek diye bir şey olmasa da, beni etkileyen şey, kendi işinin/alanının dışında bir şeyle meşgul olup, çalışıp, öğrenip ve öğrendiğini de hayata geçirip devam eden ve başarılı olmuş olan bir profil olması.

 

İkinci olayla devam edelim…

Geçtiğimiz haftalarda, uzun zamandır görüşmediğimiz bir akrabam ile cenazede karşılaştık. Ayaküstü muhabbet ederken konu doğal olarak ‘ne iş yapıyorsun’a geldi. Kendisi polis. Yine evli ve çocuklu, işinde gücünde. Ben ise sabit ve düzenli bir iş aradığımdan, freelance işler olursa onlarla ilgilendiğimden bahsettim.

‘bilgisayar mühendisi’ diye bir pozisyon yok aslında, kendi içinde dallara ayrılıyor diyerek, pek detaya inmek istemedim. Çünkü, karşınızdaki insanlar sizinle ilgili/benzer alanlarda değilse, okuduğunuz ve yönelmiş olduğunuz alana dair pek bilgileri olmuyor. Bu yüzden detaya inip kafa ütülemek gibi olmaması adına yüzeysel geçiyordum ki, kendisi devam etti; Web, HTML, CSS, JavaScript vs. Tabi ben yine o an kısa süreli bir şok. Sen nerden biliyorsun bunları?  Freelance olarak sen de mi ilgileniyorsun? dedim. Hayır sadece hobi olarak ilgileniyorum, dedi. Hobi olarak! Şu an JavaScript üzerine yoğunlaştım, bu konuda kendimi geliştiriyorum, dedi.

İnsanın web programlama ile ilgilenmesi anormal değil ama karşınızdaki profil de önemli. Küçümsemek anlamında söylemiyorum, lütfen yanlış anlamayın; evli, çoluk çocuğa karışmış bir Polis profili için bu durum sıradan mı sizce? Değil. Ve aksine mükemmel. Çok sevindim. Keşke dedim herkes böyle olsa. Yani mevcut durumuyla yetinmese.

Bu anlattığım iki olay sanırım demek istediğimi az biraz anlatıyor.

Günümüz insanının en büyük sorunlarından biri olan “tembellik” varken ve her durum için bir bahanesi olan tembel insanlık çağında, böylesine insanlarla karşılaşmak insanı sevindiriyor, mutlu ediyor, ilham veriyor, motive ediyor. Keşke hepimiz üzerimizdeki tembellik hırkasından sıyrılıp, kendimizi geliştirmeye, öğrenmeye, üretmeye adayabilsek. Daha kendi alanında bile kendini geliştirmeyen, üretmeyen insanlar varken, işinin dışına çıkıp başka alanlarda kendini geliştirmeye ve üretmeye çalışan insanları gördükçe gerçekten seviniyorum.

Altını çizmek istediğim bir durum daha var… ☝

Bilişim çağındayken programlamanın, kodlamanın, algoritmanın önemine şu an girmeye gerek yok. Kodlama öğrenmeye en başta çocuklarımızdan başlayarak, ne iş yapıyorsak yapalım istersek kodlamadan uzak bambaşka bir işle meşgul olalım, şu kodlamayı öğrenelim. Geleceğin dili ne ingilizce ne almanca ne ispanyolca…. Geleceğin dili programlama.

Yukarıda anlattığım iki ayrı olayda da ortak bir nokta vardı farkettiniz mi? Programlama/kodlama mevzusuydu.

Zamanım yok, işim var, gücüm var, şuyum buyum var demek kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil bana göre. Yukarıda bahsettim gibi her ne durumda, her ne şartta, her ne imkanda olursa olsun, isteyen yapıyor.

Haydi öyleyse programlamaya başlayalım… 😉

💻⌨

int main ()

    printf (“Hello World”);