Posts in "Bi'dilim Hayat" category / Sayfa 2

E-kitap Okuyucular Kitapların Yerini Tutabilir mi?

Zaman zaman ülkemizdeki kitap okuma oranı ile ilgili istatistik bilgilerle karşılaşıyoruz. Filan ülkelerde yıllık okuma oranı kişi başına şu kadar iken, ülkemizde bu kadar gibilerinden…

Ülkemiz için tablo pek iç açıcı olmayabilir.
Yine de umutsuz değilim.
Belli bir oranda okuyan bir kitle var ve bu çarkı bir şekilde döndürüyorlar.
Yeterli mi? Değil.
Ama her geçen gün bu oranın arttığı inancındayım.

Kitap okuma oranını bir kenara bırakalım şimdi. Biraz okuyan kesime yönelim.
Ben de dahil, kitap okuyanların bir çoğu kendi kütüphanem olsun istiyor. Mesela ben, bu yüzden kimseden ödünç kitap alıp okumuyorum. Okuyacaksam gidip kendim satın alıyorum. Böylelikle her defasında kendi kütüphaneme yatırım yapmış oluyor ve ufak ufak da olsa zenginleştirmiş oluyorum. Aynı şekilde okuması için kimseye kitap vermek de gelmiyor içimden. Verdiğim kitaplardan hatırlayabildiğim kadarı ile sanırım 1 veya 2 tanesi sağlam şekilde bana geri geldi. Diğerleri kayıp!

Okumaya devam et…

Bugün Annem Öldü Belki de Dün

Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevi’nden bir telgraf aldım:

Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak.

Saygılar.

Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür.

. . . . . . . ✂

Bu çarpıcı ve sarsıcı sözcükler Albert Camus‘un o meşhur kitabı Yabancı‘nın başlangıç cümleleri…

Sizi bilemem ama ilk okuduğumda bana oldukça sarsıcı gelmiş ve daha kitabın ilk saniyelerinde -ne oluyor yahu?- tarzında tepki vermiştim. Bir insanın dünyada en çok sevdiği varlık olan annesine karşı böylesine soğukkanlı ve duygusuz oluşu insana ilk başta sarsıcı gelmesi pek normal. Kitabı okudukça karakterimiz Meursault‘u daha iyi tanımaya ve onun bu tür davranışlarını normal karşılamaya başlıyorsunuz. 

Okumaya devam et…

Sözüm Meclisten İçeri

Geçenlerde çok eski notlarımı şöyle bir gözden geçirip, bazılarına yeniden el atıp gün yüzüne yeniden çıkarmak istedim. Birbirinden bağımsız kısa kısa notlarım şunlardır ki, keyifle sıkılmadan okumanız inancıyla…

*  *  *

İnsanız… Robot değil. Elbette ki zaman zaman yeri geldiğinde duygularımızı yansıtıyor olacağız. Bazı zamanlar hüznümüz, bazı zamanlar neşemiz, mutluluğumuz, sevincimiz bizi aşıp yansıyor. Demem o ki; maske takıp duygularımızı gizlemeye çalışmak, robotlaşmaktan başka bir şey değil, bayım.

*  *  *

Yolda yürürken karşımdan görme engelli biri geliyordu. Kaba tabirle “kör”. Yanımdan geçerken sanki şu şekilde fısıldamış gibi geldi bana; “Asıl körlük, kalp gözünün körlüğü.”

*  *  *

Cümlelerimdeki bazı kelimeler, kendisinden hemen sonra gelen virgüle takılıp düşüyor. Bundan dolayıdır bazı cümlelerimin devrik oluşu. Bazen de cümlelerimdeki ünlem veya soru işaretlerinin noktaları düşüyor. Sonrasında da darda ve zorda kalıyor cümlelerim; anlamını yitirmemek için…

Okumaya devam et…

İnsanların Gözünde Neyseniz ‘O’sunuz!

Geçtiğimiz haftalarda kendisini eski yazılımcı diye ifade eden -ki şu an dış ticaretle ilgileniyor- benim de değerli gördüğüm, sevdiğim bir isim olan Ahmet Çığşaryerustu.com ile bir sohbetimiz oldu. Yazmış olduğum bir yazıya istinaden ilerleyen konuşmanın bir kısmında bana kendi markamı oluşturmama dair düşünce ve fikirlerini de dile getirdi.

Uzun zamandır kişisel markalaşma süreci içerisindeydim. Zaten bahsi geçen yazı da benim bu süreçle ilgili yazmış olduğum bir yazıydı. Merak edenler buraya!

Neyse ki artık bu konu netlik kazandı!

Okumaya devam et…

Gülümsemek Bulaşıcıdır

Son zamanlarda içimde bir enerji bir enerji… Mutluyum, keyifliyim, neşeliyim çok şükür. Şöyle bakıyorum etrafıma, ahh.. İnsanlar ne kadar da mutsuzlar. Yanlış yöne bakıyorlar oysa.

Bir zamanlar ben de öyleydim. Ama bir zamanlar, şimdi değil. Mutlu olmayı insanlara bağlamamayı öğredim. Ağır bedeller ödemiş olsam da, pişman değilim hiçbir şeyden. Şimdiye kadar ne yaşadıysam, neleri tercih ettiysem hiçbirisinden pişmanlık duymuyorum. Hele ki “keşke” leri öldürüp gömdüğümden beri daha rahatım.

Okumaya devam et…

« Önceki Gönderiler Sonraki Gönderiler »