Posts on Eylül 2018

Kibritleri Çok Seven Küçük Kız – Gaetan Soucy

Kardeşimle bana parçalanıp dağılmamamız için emirler gerekliydi, bu bizim yapı harcımızdı. Baba olmadan hiçbir şey yapmasını bilmiyorduk. Kendi kendimize yapabildiklerimiz tereddüt etmekten, var olmaktan, korkmaktan, acı çekmekten ibaretti.

“Söylesene nefes alıyor mu?” diye üsteledim.
Babanın, en ufak bir kuşkuya yer bırakmayacak bir nefes alma tarzı vardı. Kasılıp kaldığında, bir askılık kadar hareketsiz olsa da, sonu gelmeyen sabit bakışlarla bakıp dursa da, o donup kalmış haline rağmen, hala bu dünyada olduğunu anlamak için göğsünü izlemek yeterdi – başta yamyassı olan göğsü, bizim tek oyuncağımız olan kurbağa gibi kabarır, ölü bir atın karnı kadar şişip irileşir, sonra kısa aralıklarla, küçük sarsıntılarla eski haline dönerdi.

Kardeş soruma cevap olarak başını salladı. O zaman ölmüş, dedim. Sıkça yapmadığım bir şekilde tekrarladım: O zaman ölmüş. Tuhaf olan, bu kelimeleri telaffuz ederken, hiçbir şey olmamasıydı. Kainatın hali her zamankinden daha kötü değildi. Her şey aynı eski uykuya dalmış, hiçbir şey olmamış gibi geçip gidiyordu.

Okumaya devam et…

Ay Işığı Sokağı – Stefan Zweig

Taşra kılıklı kayıtsız insanlardan bir araya gelmiş bu akıntıya kapılıp istem dışı sürüklenmek başta hoşuma gitse de yabancı insanların arasında dalgalanmaya, onların kesik kesik kahkahalarına, bana bakan şaşkın, yabancı ya da sırıtarak saldıran gözlerine, farkında olmadan beni ileriye doğru iten dokunuşlara, bu binlerce küçük kaynaktan yayılan ışığa ve yeri durmaksızın eşeleyen binlerce adıma bir süre sonra katlanamadım.

 

Gizemli karanlık ve beklenmedik ıssızlık bana iyi gelmişti; adımlarımı yavaşlattım, biri diğerine benzemeyen dar sokakları birer birer inceledim. Sokaklardan kimi sakindi, kimi insanı çekiyordu, ama hepsi karanlıktı ve hepsinden kısık müzik ve insan sesleri geliyordu; görünmez bir yerden, tonozların bağrından esrarengiz bir şekilde kabarıp yükseliyordu sesler, öyle ki yeraltındaki kaynağın yerini anlamak olanaksızdı. Çünkü hepsi kendi içlerine kapanmıştı ve kırmızı ya da sarı bir ışıkla göz kırpıyordu yalnızca.

Bu küçük yan sokaklar büyük kentin çukurluklarında yer bulup saklanmak zorundadır; çünkü içlerinde yüzlerce maske takmış kibar insanlar barındıran tertemiz camlı aydınlık evlerin neleri gizlediğini küstahça ve yılışıkça söyler onlar.

Okumaya devam et…

Modern İnsan Keşke Böyle Olmasaydı!

Taş devrinden günümüz uzay çağına…
Şöyle bir baktığımızda muazzam ve korkutucu hatta ve hatta ürkütücü bir değişim görüyoruz.
Değişim kaçınılmaz ve bu değişim girdabına yakalanmayan hiçbir şey yok.
Canlı veya cansız, insanla temas eden her şey insanla birlikte bir değişim içerisinde. İçinde bulunulan çağın şartlarına göre her şeyle birlikte insanın kendisi de yeniden kurgulanıyor.

Tüm bunlarla birlikte ortaya çıkan iki kavram; modern zaman ve modern insan.

Modern insan kavramında biraz duralım istiyorum.
Çünkü “modern insan” kavramıyla günümüzdeki insan profili pek uyuşuyor gibi görünmüyor. Evet insan bir değişim içerisinde ve yeniden kurgulanıyor olabilir belki ama bu süreç içerisinde insanın mayasında bozulmalar yaşanıyor gibime geliyor. Kısacası modern insan kavramıyla insanın kendisi ters orantı içerisinde dersek yanlış olmaz.

Okumaya devam et…

İki Gönül Bir Olunca Samanlık Saray Bile Olur

En çok korktuğum şeylerden bir tanesi evlilik olayı. Hayır, evliliğin kendisinden korkmuyorum. Korktuğum şu; tüm hayatını paylaşabileceğin kişinin sizin için “doğru insan” olup olmaması tabiri caizse. E tabi bir şeyleri yaşayıp paylaşmadan karşındaki insanın sizin için doğru insan mı olup olmadığını nasıl bilebiliriz bu da ayrı bir mevzu.

İnsanları tanımak çok zorlu bir süreç. Daha insan kendisini bile tam tanıyamamışken, bir başkasını ne kadar tanıyabilecek? Günümüz dünyasında kimsenin kimseye güveni kalmamışken, bu evlilik mevzusu daha da çıkmaza giriyor. Birisini yakından tanımaya başlıyorsunuz, zaman harcıyorsunuz, emek harcıyorsunuz sonrasında “b*k” çıkabiliyor. E nasıl olacak bu işler? Bilmiyorum şu an için. Allah doğru insanı karşımıza çıkarır umarım. 🙏

Okumaya devam et…